29 Nisan 2013

Kavga Verenler




Kalbinde kendinden duyduğu dehşet
Ellerinde semaye sırtlarının derisi
Emek yalnızca birkaç çizikten ibaret
Gözüpek ve cesaretli birisi

Sanırsın düzeni sağlamakla sorumlu
Pırıltılı tozlara dönüşen koca yığınlar
Güneşe uzanan bozkırda
Gözleri kamaşmış
Bir şikayet dilekçesi sunmakta
Üstelik herşey de üst üste gelmiş
"Saçlarım ağırana kadar niye bekliyoruz"
Vahşi kuşa imrenerek bakmakta

şahin özdemir

03 Ekim 2012

Zaman

Daha önceleri de bu kadar yalnız kalmıştım aslında. Fakat bu sefer ki başka, değişik bir durum bu. Bir yandan açlık gibi kıvrandırırken diğer yandan hiç iştah bırakmayan ilaçlar gibi. Her gün üç doz. Sabah, öğle, akşam. Üç doz zaman. Yarana ilaç olan, kabuk tutmasını sağlayan. Ve geçer günler, geceler... Yıllar gün olur daha dün gibiydi dersin, hiçbirşey yapmadığın bir gün gibi. Bir şekilde geçer ama hiç iz bırakmaz üzerinde.

16 Nisan 2010

Keşke

Hayat ile ölümü ayıran çizgi ne kadar da ince
Hergün birçokları geçer onun ötesine
Kavuştular, tanık oldur mutlak gerçeğe,
Ve hepsinin ağzında yalnız iki hece:
Keşke!

RŞÖ

14 Nisan 2010

Aşk II

Lal olmuş dilim senden gayrısına,
Acele etmek ister gönlüm, fakat yorgun,
Lütuf et, gülümse, hayatım sensiz durgun.
Elem var sensiz her anımda.

Kimlik

Sokakta kaybettim ben kimliğimi,
Kimim ben, neyim?
Bir hiçim senin için,
Bilmesende yüreğimdesin,
Hayat damarlarımda akıp giden sen,
Yaşam veren kıraç toprağa,
İlkbahar yağmurları gibisin.
Daha ne kadar beklemem gerekir,
Bilmem!
Duy sesimi, cevap ver.
Yitip gidecek bir gencin ömrü.
Durma cevap ver.
Kurtar!
Uyandır şu gönlümü.

Daha az Uykuyla Daha fazla Enerji

1- güneş ışığı alma
2- egzersiz yapma
3- gün içerside 10 ila 40 dk arası kısa uyku
4- sigarayı bırakma
5- 8 bardak su içme

benden söylemesi...

Rüyam I

Burası müthiş bir bahçe. İçinde en az otuz yıllık dev gövdeli ağaçları olan ağaçların altında envai çeşit çiçekler barınan, kalan kısımları ise çimlerle kaplı olan bir bahçe. Ağaçların dalları meyva dolu. Az ilerde bir salıncak var, ahşaptan gövdesi ve oturağı olan. Fakat , orada, bahçenin öte yanında bir duvar görünüyor yanları sarmaşıklarla kaplı. Duvarın öte yanına geçiyorum. Burası müthiş bir yer. İlk dikkatimi çeken şey bir düğme oluyor. Dikdörtgen bir levhanın ortasına oturtulmuş kırmızı bir düğme. Ve sonra uyanıyorum...

Geçmiş ve Gelecek

Ne geçmişi bir zerre değiştirebilirim ne de bir saniye sonrasının geleceğinden emin olabilirim. Sahi nedir zaman? Aklıma hep uzun ince bir yol gelir zamanı düşüncelerimde tasvir etmeye, somutlaştırmaya çalışırken. Tıpkı Aşık Veyselin söylediği gibi. O uzun yola her an birileri dahil olur ve birileri ayrılır o yoldan. Tam da şu satırları yazdığım an eminim birileri göçüp gitti bu diyarlardan, birileri de gözlerini açıp merhaba dedi tersten baktığı dünyaya. Ne denir? Birine Allah bağışlasın diğerine Allah rahmet etsin. Aynı şey...

Kısa Hikaye: Bölüm I : Güneşin doğuşu

Güneşin doğuşuyla günün ilk ışıkları toprağı yalamaya başlamıştı. Karanlık, azrail gibi çökerdi köyün tepesine. Güneş gelene kadar beklemekti onun görevi ve nihayet vakit gelmişti. O an sanki yıllar önce ardında kalan sevgilinin yüzündeki duvağı yavaş yavaş kaldırması gibi dağların ardından nur yüzünü göstermeye başlamıştı güneş. Gecenin ayazını kırmıştı. Yaprakların üzerindeki çiğ damalalarından yansıması etrafa saçılmış elmaslar gibi parıldıyordu. Bütün gece bu an için beklemiş ve sabırsızlıkla beklediği vuslat vakti gelmişti... (devam edecek)

Aşk I

Aşka aşık oldum ben,
Sana değildi benim aşkım,
Seni yaradana aşığım.